Bireyin özgürlüğüne dair tüm söylemler… Yalnızca klasik devlet hiyaraşisi ile sınırlandırılmıştır.
Devlet özgür bireylerin egemenliği ile kurulan bir güç değil, ama köle sahiplerinin yeni egemenlik biçimlerini değiştirmesinden başka bir şey değildir.
Tüm devlet ve kanunlarına yüklenen sorumluluklar… Köleleri kontrol altında tutmaktan öte bir amaca hizmet etmez
Devletin sürü için öne sürdüğü tüm yasal ve sözde meşru araçları yalnızca despot bir egemenlik silahıdır.
Devletin sürüye yönelik düzenlemeleri yalnızca “egemen bir despot ” güç inşa etmekten öte olduğunu kim samimice söyleyebilir?
Tüm egemen güçlerin sözüne ettiği “düzenleme-denetleme” yalnızca sürü için geçerlidir...koyunlarını güden çoban edası ile Hareket eder devlet.
Egemen bir kudretin sürü üstünde oluşturduğu her baskı genel bir egemenlikten başka amaca hizmet etmez.
Bu sistemde halk, sürekli olarak, bir çömez, bir öğrenci olarak kalacak ve kendisine ait olmayan düşüncelerin, isteklerin ve nihayet çıkarların aracı olmaya devam edecektir.
Bu durum özgürlük olarak adlandırdığımız ve aslında tek gerçek özgürlük olan durum arasındaki fark ancak uçurum sözcüğüyle tanımlanabilir.
Bu durumda, eski baskı ve eski kölelik, yeni biçimler altında varlığını sürdürmeye devam eder.
Köleliğin olduğu yerde, yalnızca sefalet ve zulüm değil, hem ayrıcalıklı sınıflar hem de kitleler arasında hüküm süren, gerçek bir toplumsal eşitsizlik ortaya çıkar
Eşitsizlik sınıfların varlığı ile anlaşıla bilinir
Doğucan
İnsanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır.
Dünyanın özü kötüdür. Yapılması gereken en iyi şey yaşam istencini reddetmektir.
Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolaydır.
Herkes kendinde eksik olanı sever.
Beraberinde getirdikleri umutlar ve korkularla akın akın gelen arzulara teslim olduğumuz sürece... kalıcı mutluluğa ya da huzura hiçbir zaman kavuşamayız